Futbolun korona faturası yalnızca Avrupa’da yaklaşık 27 milyar TL

Dünyayı etkisi altına alan ve yaşamları derinden etkileyen koronavirüs (Covid-19) salgını, kişileri bir araya getiren en önemli faaliyetlerden biri olan organize sporu da durma noktasına getiriyor. İptal edilen müsabakaların geleceği belirsizliğini korurken, sporseverlerin kafalarında birçok soru işareti varlığını koruyor. Uzmanlar ise sürenin böyle devam etmesi durumunda kulüplerin gelir yaratabilmek için çevrim içi platformlara yönelmesini öneriyor. Bunun yanında mümkün olduğu noktalarda sektörün dijital platformlara geçme ihtimali de uzmanlar tarafından konuşulurken yabancı oyuncuların geri gelip gelmeyeceği sorusu tartışılan bir diğer konu.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Spor Bilimleri ve Teknolojisi Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Cem Tınaz, analizlerin salgının etkisiyle Avrupa’nın beş büyük ligindeki toplam zararın 3,5 milyar euro (yaklaşık 27 milyar TL) düzeyinde olabileceğini gösterdiğini belirtiyor. Salgın nedeniyle spor etkinliklerinin en az yarısının gerçekleşememesi riski endüstrinin gelirlerinin yarısını kaybetmesine neden olabilir. Dr. Tınaz, “Analistler NBA sezonunun ertelenmesinin ekonomi için 1 milyar dolar zarar ortaya çıkaracağına dikkat çekiyor. Bu yılın en büyük spor organizasyonlarından olan Tokyo Yaz Olimpiyat Oyunları’nın ertelenmesinin tahmini maliyetinin ise 2 milyar düzeyinde olacağı tahmin ediliyor. Yaz Olimpiyat Oyunları’nın ertelenmesi 11.000 Olimpik atleti, 4.400 Paralimpik atleti, etkinlikte görev alacak yaklaşık 80.000 gönüllüyü ve profesyonelleri doğrudan etkiledi. Diğer yandan bazı spor örgütleri spor endüstrisine nefes aldıracak girişimlerde bulunuyor. Sport England’ın koronavirüs sırasında spor ve fiziksel aktivite sektörü için 195 milyon euro değerinde fon sağlayacağını açıklaması bunlardan biri. Erkeklerde dünya tenisinin şu anki bir numarası olan Novak Djokovic, dünyanın en iyi 100 erkek oyuncusunun, dünya sıralamasının 250’nci ile 700’üncü basamakları arasında yer alan oyuncuların finansal zorluklarla başa çıkmasına yardımcı olmak için yaklaşık 5 milyon dolar para bağışlamasını sağlayacak bir öneri getirdi. ”

Kulüpler lisanslı ürün satışına odaklanmalı

Öğretim Üyesi Dr. Cem Tınaz, spor ekonomisinin etkinlik tarafının sıcak para akışına dayandığını söylüyor. Spor endüstrisindeki birçok ürünün üretildiği anda tüketildiğini vurgulayan Tınaz, “Örneğin, oynanan bir maç seyirci tarafından o anda tüketiliyor. Dolayısıyla bu maç oynanmadığında ortada tüketilecek bir ürün kalmıyor. Salgının getirdiği iptallerle beraber de etkinlik bazındaki birçok ürün ortadan kalkmış oluyor.” Maçlar oynanmadığı için spor kulüplerinin maç günü ve yayın gelirlerinin sekteye uğradığına dikkat çeken Tınaz, “Alternatif ticari gelirler kulüpler için bir çıkış yolu olabilir. Kulüpler bu süreçte sponsorlarıyla ilişkilerini güçlendirmeli. Sponsorlarına yeni görünürlük olanakları sunarak dijital platformlarda lisanslı ürün satışına odaklanmalı. Küresel spora baktığımızda ünlü kulüplerin ortamda satabilecek birçok ürünü var. Örneğin, NBA’de maçlar dursa da çevrim içi satış mağazası hala açık. Hala çevrim içi platformlar üzerinden yayın üyelikleri satmaya çalışıyorlar. Dolayısıyla belirli ölçüde ligler oynanmıyor olsa da gelir elde ediliyor. Takımların bu dönemde bu alternatiflere odaklanması gerekiyor” dedi.

Futbola negatif testli futbolcularla devam etmek gündemde

Kriz bu şekilde devam ederse sektörün mümkün olduğunca dijital ortama geçebileceğini söyleyen Dr. Cem Tınaz, e-spora talebin arttığını söyledi. Önümüzdeki günlerde e-spor üzerinden bahis oynandığını da göreceğiz diyen Tınaz, “Belarus ligi Rusya, İsrail ve Hindistan dahil olmak üzere 10 yeni yayın anlaşması imzaladı. Maçlar bu ülkelerde yayınlanmaya başladı. E-spor hem içerik hem de bahis olarak satılabilir bir ürün geldikçe ilgi o tarafa kayacak.

Bu durumun ekonomik boyutu olduğu gibi ciddi sosyal ve psikolojik boyutları da var. Müsabakalar, kişilerin haftalık ritüelleri içinde önemli bir yer tutuyordu. Bu yapıyı birbirine bağlı bir çarklar sistemi olarak düşündüğümüzde maçlar durduğunda dolaylı olarak her şey duruyor” şeklinde konuştu. Ayrıca sektör için alternatif modellerin konuşulduğuna dikkat çeken Tınaz, örneğin Almanya Ligi için mayıs ayında uygulamaya geçmesi planlanan yeni bir modelden söz ediyor. Tınaz, Alman liginde, müsabaka oynayacak her oyuncuya müsabaka öncesi test yapılmasının, pozitif çıkanların karantinaya alınıp sonucu negatif çıkanların ise sahaya çıkmasının gündemde olduğunu belirtti.

Egzersiz ekipmanlarına ilgi 2 kat arttı

İstanbul Bilgi Üniversitesi Spor Bilimleri ve Teknolojisi Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Cem Tınaz normal yaşama dönülmesinin ardından sosyal mesafenin olduğu bireysel (yoga, pilates, bisiklet, tenis vb.) sporlara talebin artacağının altını çizdi. Şu anda toplumun evde spor yapabilecekleri alternatiflere odaklandıklarını vurgulayan Tınaz, bu dönemde evde kullanılacak egzersiz ekipmanlarına ilginin geçen yıla nazaran iki kat arttığını kaydetti. Tınaz, “Depolama ve kargo işlemlerinde tam performans çalışılmamasına rağmen evde kullanılabilecek egzersiz ekipmanlarının satışlarında patlama oldu” dedi.

“Yabancılar geri gelmeyebilir”

Küresel salgının getirdiği ekonomik dalgalanmalar gözleri kulüplerin yabancı oyuncularına çevirdi. Bu durum akıllara yabancı oyuncular geri gelmeyecek mi sorusunu getirdi. Konuyla ilgili değerlendirme yapan İstanbul Bilgi Üniversitesi Spor Bilimleri ve Teknolojisi Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Cem Tınaz, TL’nin değer kaybetmesinin Türkiye takımlarının uluslararası rekabette geriye düşmesi anlamına geldiğini söyledi. Tınaz, “Bir tarafta böyle bir afet var ve lig durdu. Diğer tarafta dolar 7 liraya dayandı, euro ise 7 lirayı aştı, belki de 8-10 liraya çıkacak. Maç günü gelirlerinin tümü ve sponsorluk gelirlerinin önemli bir kısmı Türk Lirası ancak takımlar yabancı sporcuya dolar veya euro ödüyor. Birçok kulübün zaten ciddi borçlar var. Her ne kadar ortada yasal zorunluluklar olsa da sözleşmesinde yabancı oyuncunun ülkesine dönüp bir daha geri gelmemesi durumu ortaya çıkabilir.”

“Mal sahibi kiracısına can suyu olmalı”

Fitness endüstrisi için kiranın en önemli gider kalemi olduğunu anlatan Dr. Tınaz, mal sahibinin kiracısını koruma modeli sergilediğinde işletmeye bir hareket alanı tanıyacağını aktardı. Mal sahipleri geleceği görmekte zorlanıyor diyen Tınaz, “Örneğin diyelim ki bir kişi 5 bin metrekarelik yerini fitness salonuna kiraladı. İşletmeci geliri varken normal kira ödeyebiliyordu ama bu şartlarda mal sahibi kira ödenmesi konusunda ısrar ederse işletme batacak. Tekrar çarklar dönmeye başladığında mal sahibi aynı yerini kiraya veremeyecek ve belki uzun bir süre kira gelirinden olacak. Ekonominin eski çizgisine dönene kadar beklenmesi doğru yaklaşım olacaktır. Bu noktada mal sahibi kiracısına can suyu olmalı. Böylelikle işletmecinin bu kaosu daha az hasar ile atlatmasını sağlayarak devamlılığı koruyabilir” dedi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.